Bizi Harekete Geçiren Nedir?

Dün yaptığım paylaşımda, Fakir Baykurt’un Eşekli Kütüphaneci Kitabı üzerinden adanmışlık ve anlam kavramlarına değinmiştim. Bugün ise kitapta beni etkileyen bir diğer noktaya, Mustafa Güzelgöz’ün harekete geçme hızına dikkatinizi çekmek istiyorum.

Erteleme, harekete geçememe ve hatta hiçbir şey yapmak istememe terimlerinin çok sık konuşulduğu bu günlerde odağımızı bu konuya çevirmenin hepimize iyi gelmesini diliyorum.

Mel Robbins’in “5 Saniye Kural” Kitabını çok uzun zaman önce okumuş ve karar verme yetimizin duygularla bağlantılı olduğunu ilk kez bu kitaptan öğrenmiştim. Robbins kitapta bunun nanosaniyede gerçekleştiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor. Beyin değişimden korkar. Eğer 5 saniyeden fazla beklersen, zihnin seni durduracak gerekçeleri üretir. Bu yüzden harekete geçmek için düşünmeyi değil, saymayı öneriyor: 5-4-3-2-1 ve kalk.

Mustafa Güzelgöz’ün yaptığı tam olarak buydu. Mükemmel koşulları beklemek ve zihninin onu durdurmasına izin vermek yerine mevcut koşullarla seri şekilde bir adım attı. Yani harekete geçti. Ve o küçük adımlar zamanla bir kültür etkisine dönüştü.

Sizce harekete geçme noktasında bizi en çok zorlayan şey, karar vermek mi, yoksa o ilk adımı atmak mı?