Bu soruyu bana sorduran ve çok sevdiğim kitaplardan biri olan, Ürgüp’teki bir kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına kitap götüren Mustafa Güzelgöz’ün yaşam hikayesini anlatan namı değer Eşekli Kütüphaneci Kitabı.
Bu hikayede işlenen birçok kavram var fakat okuyucuda en derin izi bırakanın adanmışlık olduğunu düşünüyorum. Kitabı okuduktan sonra gerçek liderliğin unvandan ziyade adanmışlıkla başladığı konusunda netleştim.
Hikaye bir eşek ve birkaç kitap ile başlıyor. Ne bir bütçe ne kurumsal bir güç ne de bir ekip var. Ancak Mustafa Güzelgöz’ün çıktığı yoldaki amacı ve içinde taşıdığı anlam onun yılmazlığını besliyor. Ve onun bu yılmazlıkla ilerleyişi insanların davranışlarını değiştirip, bir kültür yaratıyor.
Bugün kurum kültürü oluşturmanın ve bunu sürdürülebilir kılmanın da insanların sadece görev tanımlarıyla değil, yaptıkları işin anlamıyla bağ kurduklarında oluşacağına inanıyorum. Liderliğin de en etkin rolünün de bu anlamı görünür kılmak ve büyütmek olduğu fikrindeyim.
Sanırım adanmışlığın yakıtı içinde taşıdığı anlamdır.
Liderlik, kültür, kişisel marka ve adanmışlık üzerine düşünmek isteyen herkese, Fakir Baykurt’un son romanı Eşekli Kütüphaneciyi okumasını ve Mustafa Güzelgöz’ün ilham veren hikayesi ile tanışmasını tavsiye ederim.